Written by 9:22 am Editör, Editöryel

Antikomünizmden Reislamizasyona: Soğuk Savaş Türkiye’sinin İdeolojik Dönüşümü — Kerem Hocaoğlu

Soğuk Savaş yılları, Türkiye’de yalnızca dış politika ve güvenlik anlayışını değil, siyasal ideolojileri, toplumsal hareketleri ve din-siyaset ilişkilerini de derinden etkileyen bir dönemdi. 1960’lı yıllarda sosyalist hareketlerin yükselişi, antikomünist söylemlerin güç kazanması ve dinin siyasal alandaki etkisinin artması, ideolojik mücadelelerin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktası olmuştur. Buna karşın,  tarih yazımında uzun süre Soğuk Savaş yıllarına dayanan siyasal dönüşümler yeterince ilgi görmedi.

1990’larda etkisini artıran post-Kemalist tarih yazımıyla birlikte, Erken Cumhuriyet dönemine yönelik akademik ilgi artmış; tek parti dönemini konu alan araştırmalar yeni bir aşamaya taşınmıştır.  Erken Cumhuriyet dönemine odaklanan hâkim anlatılar nedeniyle çok partili yaşamın ideolojik mücadeleleri, siyasal aktörleri ve toplumsal hareketleri çoğu zaman arka planda kaldı. Bununla birlikte, son yıllarda yapılan araştırmalar Türkiye’nin Soğuk Savaş tecrübesinin yalnızca dış politika ve güvenlik meseleleriyle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Bu yıllar siyasal ideolojilerin, toplumsal örgütlenmelerin ve din-siyaset ilişkilerinin yeniden şekillendiği bir dönemdi. 1960’lı yıllar, yükselen sosyalist hareketlere karşı antikomünist söylemlerin güç kazandığı, siyasal İslam’ın kamusal alandaki etkisinin daha görünür hâle geldiği ve laiklik tartışmalarının yeni boyutlar kazandığı bir evre olarak öne çıkıyordu. Her ne kadar Batı Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Rudolf Thierfelder, Türkiye’deki “Reislamizasyon” sürecinin kökenlerini çok partili yaşama geçiş yıllarına kadar götürse de, 1960’lar söz konusu eğilimlerin siyasal alanda daha somut biçimde hissedildiği yıllar olmuştur. Nitekim 1979 İran Devrimi sonrasında ivme kazanan ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kurumsal bir nitelik kazanan Türk-İslam sentezinin düşünsel temelleri de büyük ölçüde bu dönemde atılmıştır. Aydınlar Ocağı çevresinde sistematik bir hâle dönüştürülen bu düşünce, 1980’li yıllarda Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde siyasal yaşamda daha etkili hâle gelmiştir. 

1965 seçimleri öncesinde yaşananlar dönüm noktasıydı. Sosyalist siyasetin yükselmesine paralel olarak antikomünist söylemler de ivme kazandı. Komünizmle Mücadele Dernekleri (KMD) gibi yapılar, bu dalgayı besleyerek merkez siyaset üzerinde basınç yarattı. Sosyalist siyaset ile antikomünist refleks arasındaki gerilimde Cumhuriyet Halk Partisi’ni merkezin solunda konumlandıran İnönü, Abdi İpekçi’ye verdiği söyleşide partinin ideolojik yönelimini açıkladı. Böylece, seçimlere kadar siyasetin merkezinde kalan partisini ‘bir parmak’ daha sola çekti. Bu tutum, eleştirileri de beraberinde getirdi. 

Merkez sağın en güçlü temsilcisi olan Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, seçim sürecinde Ortanın Solu’nu sosyalizmle ilişkilendirerek siyasetin tansiyonunu yükseltti. Demirel’e göre Ortanın Solu, sosyalist siyasete fazlasıyla yakındı. Bu nedenle CHP’yi “Ortanın Solu Moskova’nın Yoludur” sloganıyla hedef aldı. Buna karşılık AP, kendi siyasal konumunu “Ortanın Sağındayız, Allah’ın Yolundayız” söylemiyle tanımlayarak ideolojik mücadeleyi dinî referanslarla da güçlendirmeye çalıştı. Bu söylem, CHP’nin yeni politik hattını itibarsızlaştırmaya yönelik bir hamleydi. AP’nin Ortanın Solu söylemini Moskova ile ilişkilendiren propaganda dili, Soğuk Savaş yıllarında Batı Avrupa’da ortaya çıkan antikomünist siyasal söylemle paralellik taşımaktaydı. Benzer biçimde CDU’nun 1953 seçimlerinde kullandığı “Marksizmin bütün yolları Moskova’ya çıkar” sloganı, antikomünist teyakkuzun ulusötesi niteliğini göstermesi açısından önemli bir örnektir. CDU ile AP arasındaki bu söylemsel benzerlik, Türkiye’deki antikomünist söylemin daha geniş bir uluslararası ideolojik iklimden beslendiğini düşündürmektedir. Bu dönüşümde Avrupa sosyal demokrat partilerinin dine yönelik yaklaşımlarında yaşanan değişim de etkili oldu. 1951 tarihli Frankfurt Deklarasyonu sonrasında Avrupa sosyal demokrasisi daha kapsayıcı bir siyasal çizgiye evrildi. Avrupa solunda yaşanan bu dönüşüm, Türkiye’de CHP’nin din ve laiklik konularındaki yeni arayışlarında da karşılık buluyordu.

Antikomünizm, Nurculuk ve Reislamizasyon

5 Haziran 1966 Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde, başta İsmet İnönü olmak üzere CHP’nin yönetim kadrosu Nurcuların siyaset üzerindeki etkisine yönelik bir söylem üretti. İnönü’nün iktidara yönelik eleştirilerinin odağında Said Nursi bulunuyordu. Nurcuların faaliyet alanlarının genişlemesini ve devlet kademelerinde himaye görmesini iktidarın politikalarıyla ilişkilendiriyordu. İnönü’ye göre bu süreç aşırı sağ hareketlere meşruiyet kazandırıyordu. Ancak CHP içerisindeki muhalif elitlerin ( Feyzioğlu ve arkadaşları) pozisyonu İnönü ile bütünüyle örtüşmüyordu. Senato seçimleri sürecinde Feyzioğlu ve çevresindeki elitler Diyarbakır’da Said-i Nursi’nin adının anılmamasını savunurken, batı illerinde ise doğrudan Nursi’nin hedef alınmasını öneriyordu. Rudolf Thierfelder’in ‘Reislamizasyon’ olarak nitelendirdiği süreçte, Nurcular Diyanet aracılığıyla merkez siyaset üzerinde etkili olmaktaydı. Yeni Asya gazetesi kurucusu Mehmet Kutlular, anılarında 1965 seçimleri sonrasında AP’nin tek başına iktidara gelmesini, cemaatlerin “nefes almaya başladığı” bir dönüm noktası olarak nitelendirmiştir. İnönü, Nurcuların Diyanet üzerinden siyaset üzerindeki etkisine ilişkin eleştirilerini dönemin Diyanet İşleri Başkanı Yaşar Tunagür üzerinden temellendiriyordu. Demirel tarafından bu göreve getirilen Tunagür, aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in önde gelen isimlerinden Seyyid Kutub’un Sosyal Adalet adlı eserinin Türkçeye kazandırılmasında kilit bir rol oynadı. Hilal Yayınları tarafından yayımlanan kitabın çevirisini yapan Tunagür’ü bu çalışmaya teşvik eden isim ise MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ydu. Bu dönemde komünizmle mücadelede dinî söylem ve örgütlenmelerden yararlanılması gerektiği yönündeki anlayış giderek güç kazandı. Benzer şekilde Genelkurmay Başkanı Cemal Tural da ( 1966-1969) ‘Yıkıcı Faaliyetlerle Mücadele’ adlı bir talimatname yayımlatarak ‘komünist bir distopya’ya karşı uyanık olunmasına dikkat çekmiştir. Fethullah Gülen ile Yaşar Tunagür arasındaki yakın ilişki, Nur hareketinin Diyanet üzerindeki etkisini göstermesi açısından anlamlıdır. Bu ilişkinin kökleri, Gülen’in Kestanepazarı Kur’an Kursu’nda bulunduğu yıllara kadar uzanmaktadır. Her iki isim de KMD bünyesinde faaliyet göstermişti.

Halka Doğru: CHP’nin Yeni Laiklik Politikası

Senato seçimleri sırasında İnönü ve CHP yönetimi laiklik vurgusunu öne çıkarırken, AP kadroları buna karşılık “vicdan özgürlüğü” söylemini benimsedi. CHP lideri iktidar partisine yönelttiği eleştirilerden geri adım atmadı. Laiklik etrafında yürütülen tartışmalar parti içinde de devam etti. Ancak Genel Sekreter Bülent Ecevit’in tutumu parti yönetiminin laiklik yorumundan bazı yönleriyle ayrılıyordu. 4. Olağanüstü Kurultay’a giden süreçte gerçekleştirdiği yurt gezilerinden biri olan İskenderun’da bir yurttaşla yaptığı sohbeti kamuoyuyla paylaştı. Bu açıklama, onun laikliği toplumsal boyutlarıyla ele alan yeni bir yaklaşım geliştirdiğine işaret ediyordu.

“Biz buraya gelirken bir vatandaş ‘Ortanın solu, Muhammed’in yolu’ diye bağırdı. Bu sözler bir gerçeği ifade etmektedir. Bunları söylerken amacım, dini politikaya alet etmek değildir. Gerçekten Hz. Muhammed’in prensipleri arasında fukaraya yardım ve onu kalkındırmak vardır. Ortanın solu da aynı amacı gütmektedir.”

Ecevit’in ‘Ortanın Solu Muhammed’in Yolu’ söylemini ön plana çıkarması, CHP’nin din ve laiklik konularına yönelik yeni bir söylem geliştirmeye başladığını göstermekteydi. Dini cemaatlerin siyasal ve toplumsal yaşamdaki varlığı konusunda İnönü ile benzer bir çizgide duran Ecevit, Ortanın Solu adlı eserinde de “vicdan özgürlüğü” kavramına özel bir önem atfetmekteydi. Aynı zamanda, partinin yeni politik çizgisini halkın geleneklerine, tabiatına ve ihtiyaçlarına en uygun insanlık anlayışı olarak görüyordu. Bu yeni söylem, 12 Ekim 1969 seçim bildirgesinde de somutlaştı. Seçimler öncesinde hazırlanan İnsanca Bir Düzen Kurmak İçin Yetki İstiyoruz seçim bildirgesinde ‘din’ başlığına yer verilerek yeni bir söylemin temelleri atıldı. Bildirgede “din” başlığına yer verilmesi, CHP’nin toplumsal tabanını genişletme arayışının bir parçasıydı. 1969’da ilericilik-gericilik söyleminden kaçınılmasını savunan parti elitlerinin benimsediği bu çizginin kökleri, 4. Olağanüstü Kurultay öncesinde yürütülen tartışmalara uzanmaktaydı.  CHP yönetimi, laikliğin yalnızca devlet-din ilişkileri üzerinden değil, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması halinde daha geniş toplumsal kesimlere ulaşılabileceğine inanıyordu. Bu amaçla, “halka doğru” söylemiyle laiklik yeniden yorumlanarak yeni bir siyasal hat oluşturulmaya çalışıldı.  Ecevit ve onunla birlikte hareket eden Mülkiye Cuntası (Brain Trust) CHP’nin kadro partisi kimliğinden kitle partisine dönüşüm sürecinde belirleyici bir rol üstlendi. 

Bu yeni siyasal çizgi, CHP’nin din ve laiklik konularına yaklaşımında da kendini gösterdi. Seçim sathında ve ardından gelişen tablodan sonra parti kurmayı “ilericilik-gericilik” tartışmalarına girmemeye özen gösterdi. Ecevit’in genel başkan olmasının ardından evrilen laiklik politikasından geri adım atılmadı. 14 Ekim 1973 seçimleri sürecinde kaleme alınan “Ak Günlere” programında ise “din” başlığı önceki söylemlere kıyasla daha ayrıntılı biçimde ele alınmış ve “inançlara saygılı” mottosu programın temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Seçim programında halkı merkeze alan sosyal adaletçi akımların güçlenmesinden rahatsız olan bazı çevrelerin dini siyasal amaçlarla kullandıkları ileri sürülmüş; bu çevrelerin ekonomik sömürü düzeninin devamından yana oldukları da vurgulanmıştır. Programı hazırlayan kadro açısından asıl mesele, laikliği “ilericilik-gericilik” karşıtlığının ötesine taşıyarak sosyal adalet ve düzen değişikliği söylemiyle ilişkilendirmekti. Böylece, “halka doğru” mottosu, hem CHP’nin geniş toplumsal kesimlere ulaşma arayışını somutlaştıran hem de demokrasi ile sosyal adalet arasında köprü kuran bir siyasal söylem olarak öne çıktı. 14 Ekim seçimlerinin ardından CHP-MSP koalisyon hükümetinde iki farklı mahalle bir araya gelmiş, ancak laiklik üzerinden yürütülen tartışmaların tonu artmıştır. Koalisyon döneminde özellikle Diyanet ve eğitim politikaları etrafında yaşanan tartışmalar, dinin siyasal alandaki ağırlığının giderek arttığına işaret ediyordu. Bu gelişmeler, 1980 sonrasında güç kazanacak Türk-İslam sentezi tartışmalarının da önemli arka planlarından biri oldu. Böylece, Soğuk Savaş yıllarında şekillenen din-siyaset ilişkileri yeni bir evreye taşınırken, Reislamizasyon tartışmaları da farklı bir siyasal zeminde varlığını sürdürdü. 

Kaynakça

Akgünlere Cumhuriyet Halk Partisi 1973 Seçim Bildirgesi,  Ankara, 1973.

CHP Genel Başkan İsmet İnönü’nün İstanbul- Ankara- İzmir İl Merkezinde yaptığı konıuşmalar, Ankara, 1966. 

4-5-6 Şubat 1967’de Ankara’da Toplanan CHP İller Toplantısı (1967), Ankara.

Cumhuriyet, 28 Ocak 1967

Ali Açıkgöz & Carlo Sanna, “ Between the two poles: the anti- communist centre left discourse in the Republican People’s Party in the Cold War period”, Toward a Cultural History of the Cold War ( Ideological Dynamics, Cultural Production, Media), Ed. Fulvio Bertuccelli, Sapıenza Press,2024, ss. 47-70.

Alp Yenen & Cangül Örnek, “ Alp Yenen and Cangül Örnek, “Is the Cold War Finally Getting Hot in Turkey? The ‘Cold War Turn’ in Turkish Studies,” Cold War History (2025),ss.1-25.

Behlül Özkan, “ Soğuk Savaş’ta Türkiye Müesses Nizamı ile Siyasal İslam’ın Kutsal İttifakı”, Türkiye’nin Soğuk Savaş Düzeni, Der. Behlül Özkan & Tolga Gürakar, Tekin, İstanbul, 2021,  s.122- 166.

___________ “Reaping What Was Sown: Ontological Insecurity and the Far-Right Consequences of Anticommunism in Turkish–German Cold War Relations,” New Perspectives on Turkey , 2025, s.52-72.

Bülent Ecevit, Ortanın Solu, Tekin, İstanbul, 1975.

Ersin Kalaycıoğlu, “ Kemalizm ve Post Kemalizm Ayrışmasında Türkiye’de Siyaset Bilimi”, Post– Post Kemalizm Türkiye Çalışmalarında Yeni Arayışlar, Der. İlker Aytürk & Berk Esen, İletişim, İstanbul, 2022, ss. 51-96.

Fatih Çağatay Cengiz, “Integral State against communism in the Cold War (1945-1980)”, Toward a Cultural History of the Cold War ( Ideological Dynamics, Cultural Production, Media), Ed. Fulvio Bertuccelli, Sapıenza Press,2024, ss.127-147.

Ferit Salim Sanlı, “ Türk Sağındaki Politik Çatallaşmaya Adalet Partisinden Bakmak: 1961- 1967 Yılları Arası AP İçerisinde Yaşanan ‘Müfrit- Mutedil’ Mücadelesi ve Bu Mücadelenin ‘Türkeş Hareketi’ ile Olan Münasebeti”, CTAD, Bahar 2025, ss.4-49.

H. Seçkin Çelik, Türk Devrimi, Demokrasi ve Sol: Turan Güneş’in Siyasi Fikirleri Üzerine Bir Deneme”, Türkiye’nin Modernleşme Süreci ve Mekteb-i Mülkiye, Haz. Orhan Çelik& Can Ümit Çınar & Abdullah Peker Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara, 2021, ss. 263-285.

Howard Eissenstat, “ Children of  Özal: The New Face of Turkish Studies”, Journal of Ottoman and Turkish Studies Association, 2014, ss. 23-35.

İlker Aytürk, “ Post Post Kemalizm: Yeni Paradigmayı Beklerken”, Post-Post Kemalizm: Türkiye Çalışmalarında Yeni Arayışlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2022, ss.23-48.

İsmet İnönü, Defterler 1919- 1973, Haz. Ahmet Demirel, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2017.

Kurtul Altuğ, Umudun Tükenişinde Son Perde, Ümit Yay, Ankara, 2001. 

Mauros Reinkowski, Atatürk’ten Bugüne Türkiye Tarihi, Çev. Hamide Koyukan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2024.

Mehmet Kutlular, İşte Hayatım, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul,2009.

Murat Yetkin, Meraklısı İçin Casuslar Kitabı, Doğan, İstanbul, 2023.

Yunus Emre, ,The Role of Academics in Turkey’s Politics: The Mülkiye Junta and Transformation of the Republican People’s Party, Southeast European and Black Sea Studies, Cilt 14, Sayı 1, 2014, ss.109-128.

Özgeçmiş

Kerem Hocaoğlu, Hacettepe Üniversitesi’nde tarih alanında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamış bir tarihçidir. Türk siyasal yaşamıyla ilgili akademik çalışmaları yayınlanmıştır. İlgi alanları arasında Soğuk Savaş dönemi Türkiye siyasal yaşamı, siyasal ideolojileri yer almaktadır.

Close

Progresif sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin