Written by 8:58 pm Editör, Gündem

Kamusal Haklardan Güvencesiz Emek Rejimine: “Joker Eleman”a Dönüştürülen Gençlik – Av. Sevgi Kılıç

İktidar, Ocak ayında Genç İstihdam Hamlesi – Gençliğin Üretim Çağı olarak sunduğu GÜÇ* Programı’nı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla kamuoyuyla paylaştı. Gençlerin istihdam sorununa, derin yoksulluğuna dair bir çözüm olabilir mi, bu meseleleri gerçekten politika öncelikleri arasına almış olabilirler mi diye çalışmanın içeriğini bekledik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın açılışına gençlere dönük bir hitapla, “Şayet alın teri dökerseniz, azminizi sebatla, çabanızı ihlasla besleyip büyütürseniz başarıya da Allah’ın izniyle erişirsiniz. Unutmayın, zahmetsiz rahmet olmaz” diyerek başladı. Genç istihdamının, işsizliğin ve geçim derdinin bu kadar derin yapısal sorunlar olduğu bir zeminde, çözüm olarak sunulan programın açılışında gençlere “daha çok zahmet” önerilmesi; emek vurgusu ve nihayet işe, istihdama erişememenin sorumluluğunun gençlere yüklenmesi dikkat çekiciydi. Sorunun yapısal nedenleri yerine gençlerin yeterince çabalamadığı iması ise ayrıca not edilmeyi hak ediyor.

Bu girişten sonra genç işsizlik sorununun istatistiklerdeki yerini düşününce, bu giriş ayrıca ilginç geldi. Ülkemizde TÜİK verilerine göre yaklaşık 13 milyon genç var. Bu gençlerin %15,8’i işsiz. Tabii bu, dar tanımlı işsizlik oranlarına atıl iş gücünü ekleyemiyoruz. Bu noktada da NEET genç rakamlarına bakıyoruz. 4 milyonun üzerinde NEET genç var. Diğer yandan, Eurostat 2024 verilerine göre, Türkiye, Avrupa’da üniversite mezunu işsizlik oranı genel işsizlik oranını aşan tek ülkedir. Genel işsizlik 8,8; üniversiteli işsizlik 9,2. OECD Türkiye masası bu tablo için raporlarına “Böyle bir örneği önce hiç görmedik” diye not düşüyor. 

Şimdi bu gerçeklik üzerinden tekrar, iktidarın, genç işsizliğine çözüm olarak ortaya koyduğu GÜÇ programının ne sunduğunu bakalım. Amaç, “Gençlerin erken yaşta iş deneyimi kazanmasını, sahip oldukları becerilerin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir istihdam olanaklarına erişimini hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır.” olarak tanımlanıyor. Hedef ise yaklaşık 3 milyon gencin istihdama dâhil edilmesi.

İlk bakışta makul görünse de detaylı incelendiğinde, genç işsizliğinin yapısal bir istihdam sorununun sonucu olduğu gerçeğini perdeleyerek sorunu, gençlerin piyasa koşullarına “geç” katılması ve piyasanın talep ettiği niteliklerle uyumsuzluk yaşaması üzerinden açıklıyor. Yani gençleri, istihdam sağlanması gereken bir toplumsal kesim olarak değil, piyasanın ihtiyaçlarına uyumlu hale getirilmesi gereken edilgenler olarak ele alıyor.  

GÜÇ Programı’nın birkaç alt programı bulunuyor. Bunlardan biri de özellikle devlet üniversitelerinde uygulanan İŞKUR Gençlik Programı. Programla, öğrencilerin eğitimlerine devam ederken ders dışı zamanlarında “çalışma hayatına ilişkin iş disiplini ve deneyim kazanmaları” amaçlanıyor. Ancak işlerin niteliğine ve mesleki gelişime ilişkin bağlayıcı standartların bulunmaması, gençlerin vasıfsız, denetimsiz ve düşük ücretli işlere sıkışmasına yol açıyor. Ayrıca bu durum, eğitim hayatının temel amacı olan öğrenme, akademik ve kültürel gelişim, sosyalleşme, bir arada olma ve kampüs yaşamı gibi asli unsurları zedeliyor; geçim kaygısı içindeki gençlerin tüm enerjisini gelir elde etme çabasına yöneltiyor.

Halihazırda zaten kamusal hizmetlerin piyasalaşması ve sosyal devletin geri çekilişi, gençliği doğrudan ekonomik kırılganlığın ve sosyal güvencesizliğin merkezine yerleştirmiş durumda. Genç yoksullaşması hayatın her alanında derinleşirken, eğitimin metalaşmasıyla birlikte öğrenciliğin gündelik mücadelesi de ağırlaşıyor. Eğitim, fırsat eşitliği sağlayan bir alan olmaktan çıkmış, gelir düzeyi, şehir farkı ve aile desteğine göre şekillenen bir ayrıcalığa dönüşmüş durumda. Bu destek mekanizmalarına sahip olmayan gençler ise okurken çalışmak zorunda kalıyor.

Bir yandan yükseköğretim kurumlarının sayısı artarken, öte yandan yaşam maliyetleri yükseliyor, barınma ve beslenme krizi derinleşiyor, temel yaşam giderini bile karşılamayacak miktardaki burs desteğinden çok kredi desteğiyle genç hayata atılmadan devlete borçlandırılıyor, kültürel erişim olanakları ve psikolojik destek mekanizmaları azalıyor. Üniversite öğrenciliği, bir dönem toplumun en güçlü umut alanlarından, kültürel gelişimin ve bir gencin kendisini ve ailesini geçindirecek bir kaynağın ilk adımlarından biriyken, bugün giderek ekonomik bir hayatta kalma mücadelesine ve nesiller arası bir kayıp deneyimine dönüşüyor.

Kamusal haklar çerçevesinde güvence altına alınması, devletin imkânlarıyla desteklenmesi gereken eğitim, bugün birçok genç için bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. İŞKUR Gençlik Programı da esasında bu temel haklardan yoksun öğrenci yaşamının yapısal sorunlarını çözmek yerine, gencin emeğini, enerjisini ve psikolojik iyi olma hâlini aşındıran bu yarı zamanlı çalışmayı “cep harçlığı” olarak nitelendirerek meşrulaştırıyor. 

Gençlerin istihdama geçişini kolaylaştırma iddiasıyla çıkan bu program, gençlere gelecek sunmak yerine güvencesizliği dayatan; kalıcı istihdama değil, kısa süreli ve döngüsel işsizliğe mahkûm eden bir riske dönüşüyor. Bunu da “cep harçlığı” söylemiyle sembolize ederek öğrencinin sunduğu emeği değersizleştiriyor ve üniversitenin gündelik ihtiyaçlarını ayakta tutan bir sömürü ilişkisine dönüştürüyor.

Bu eleştirilerimizin soyut birer tartışma olmadığını teyit ettiğimiz bir haber okuduk. Evrensel Gazetesi’nin bir haberinde bu programdan faydalanan gençlerle yapılan röportajlar yer alıyor. Haberde bir genç “Bu program, üniversitenin ‘joker eleman’ ihtiyacını karşılayan bir yapıya dönüştü. Bu durum motivasyonumuzu düşürüyor ve mesleki gelişimimize katkı sağlamıyor.” diyor. Öğrenciler, kendilerine verilen işlerin çalışma koşulları ve emek yoğunluğu bakımından eşit olmadığını; örneğin mühendislik öğrencilerine “kazan dairesi temizliği”, kimya öğrencilerine ise laboratuvarda yalnızca bulaşık yıkatma gibi işler verildiğini anlatıyor. Bir diğeri ise kendilerinin “işçi kategorisinde değerlendirilmeleri yerine akademik sürece katkı sunan bir konumda görülmesi çok daha tutarlı olurdu” yorumunu yapıyor. Yani aslında İŞKUR Gençlik Programı, öğrenci yoksulluğu, barınma krizi, kamusal destek mekanizmalarının yetersizliğini perdeleyerek esnek ve güvencesiz öğrenci emeği üzerinden idare eden bir politika aracına dönüşüyor. 

Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik ve Spor Gölge Bakanı olarak, Partimin gençlik politikalarına yaklaşımının önceliğinde kamusal anlayışın yeniden inşasını hedeflediğini belirtmem gerekir. Hem yakın zamanda yayımladığımız Parti Programımızda hem de Hükümet Programı çalışmalarımızda, gençleri hak sahibi eşit yurttaşlar ve kendi yaşamlarının öznesi olan bireyler olarak tanımlayan bir gençlik politikası anlayışını benimsiyoruz. Gencin otonomisini güvence altına almak bizim için demokratik yeniden kuruluşun temel ön koşuludur. Bu metnin bağlamında gençlerin yaşadığı çoklu krizler çağında istihdam hususunda öncelikli çözümlerimiz gençleri geçici iş döngülerine sokan mekanizmalarını büyütmek yerine güvenceli, nitelikli ve onurlu istihdamı kuran bir kamu politikası yaratmaktır. 

Öncelikle burs/kredi sistemini, gençleri borçlandıran değil, geçimini gerçekten karşılayacak bir düzeye çıkaracağız. Barınma sorununu kökten çözmek için KYK yurtlarını bölgesel ihtiyaca göre, insanca yaşam koşullarıyla donatılmış Cumhuriyet Yurtları olarak yeniden yapılandıracağız. Yerel yönetimlerle birçok bölgede hayata geçirdiğimiz Kiralık Sosyal Konut modelini gençlerin kullanımına sunacak, öğrenciler ve tüm gençler için erişilebilir ve sürdürülebilir barınma imkânı sağlayacağız. Kira Destek Fonu ile düşük gelirli gençler ve öğrenciler için gelir–yaşam maliyeti endeksli kira yardımı, depozito ve teminat desteklerini hayata geçireceğiz. Böylece öğrenci, önce en temel yaşam koşullarını güvence altına alacak ve buna bir sosyal devlet hakkı olarak erişecek.

Ardından Genç İstihdam Garantisi Programımızla eğitimini tamamlayan her gence, belirli bir süre içinde, devlet öncülüğünde oluşturulacak nitelikli alanlarda, kendi formasyonu ve donanımıyla uyumlu iş imkânı sağlayacağız. Gençlerin işgücü piyasasına erişimini tesadüflere değil, kamusal güvenceye dayandırıyoruz. Tercihimiz, özel sektörün işgücü maliyetini üstlenen bir iktidar olmak değil, gençler için doğrudan kamusal istihdam alanları açan, insan onuruna uygun iş olanakları yaratan politikaları hayata geçirmektir.

Bununla birlikte, eğitim sırasında ya da sonrasında girişimciliği teşvik eden yasal düzenlemeler, mikro destekler, mentorluk ve kuluçka merkezleriyle gençlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirmesinin önünü açacak, hayat boyu öğrenme hakkını sağlayacağız. Gençler için kamu güvenceli staj ve ilk iş programları, sosyal girişimcilik mekanizmaları, dijital ve yeşil ekonomiye uyumlu istihdam platformları kuracağız. Çünkü gençlerin geleceğini piyasanın insafına değil, kamusal sorumluluğa emanet etmek gerektiğine inanıyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak gençlik politikalarına yaklaşımımız ve siyasi tercihimiz, gençlerin tüm temel haklarında kamusal olanı yeniden kurmak, eşitliği büyütmek ve umudu örgütlemek. Gençlerin talebinin de bu güvencelerle donatılmış bir sistem olduğunu biliyoruz ve bu talebi bir kamusal hak mücadelesi olarak görüyoruz.

*GÜÇ Programı hakkında kapsamlı bir rapor için tıklayınız.

Av. Sevgi Kılıç

CHP, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Gölge Bakan 

Yazar Özgeçmiş

Sevgi Kılıç, 1993 yılında İstanbul Beykoz’da doğdu. 2016 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olarak mesleki faaliyetlerini sürdürmektedir. Siyasi yaşamına Cumhuriyet Halk Partisi Beykoz Gençlik Kolları’nda başladı. Beykoz İlçe Başkanlığı’nda Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu İlçe Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. 31 Mart 2019 Yerel Seçimleri’nde Beykoz Belediye Meclis Üyesi adayı oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 37. Olağan Kurultayı’nda Parti Meclisi Üyesi olarak seçildi. Ardından 2023 Genel Seçimleri’nde İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı olarak yarıştı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. ve 22. Olağanüstü Kurultaylarında yeniden Parti Meclisi Üyesi seçilerek, Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdü. Olağan Kurultay’da Parti Meclisi Üyesi seçilmesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Gençlik ve Spor Gölge Bakanlığı görevini üstlenmektedir.

Close

Progresif sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin