Written by • 9:39 am• 2.Dosya

Görülüyoruz, Öyleyse Varız – Begüm Sonbahar

İnsanların normalde haberdar olmayacağı şeyleri görebileceği ve az duyulan konuları gündem haline getirebileceği bir mecra sosyal medya. Bir duruma, bir habere tepki verme alanı bulduğumuz ve bu tepki ile bir değişime yol açabileceğimiz bir kişisel alan… En güncel biçimde aklıma gelen, maalesef toplumun her kesiminin gereken önemi vermediği hayvan hakları konusu ve bu kapsamda indirimsiz ceza örnekleri oldu… Her şeyin çok hızlı tüketildiği bu dönemde belli konuları gündemde tutma ısrarı bize sosyal medyada bir güç veriyor. Değişim gücü. Velev ki değişim olmadı, söz hakkımızı savunma gücü baki. Bir konuda topluca diretmenin bir anlamı olduğuna inanıyorum. Sosyal medya kanallarının da gündemden düşürülmek istenen konuları gündemde tutma gücü verdiğini görüyorum.

Kendi çalışma alanım olan çocuk ve eğitim meselelerinde okulda yemek hakkı konusu sosyal medyada hem görünür hale geldi hem de aktif bir kampanya biçiminde ilerliyor. Hem STK’lar hem bazı belediyeler bu konudan sosyal medyada sıkça bahsediyor. Toplumun günlük hayatını bu kadar etkileyen bir konunun sosyal medyada yürütülen aktif mücadele ile birlikte olumlu bir sonuca varabileceğine inanıyor ve bu konuları gündemde tutmanın ve bu konuları gündeme almak istemeyenleri “rahatsız etmenin” anlamlılığını da görüyorum. “Bu iş bana mı kaldı?” ya da “Ben söyleyince mi bir fark oluşacak?” gibi umutsuz yaklaşımların da bizi bir yere götürmeyeceği fikriyle sesimizi çıkarmanın yaratabileceği anlamlı değişimleri unutmamalıyız.

Kendi alanımda sosyal mecralar aracılığıyla değinmek istediğim konu temelde çocuk yoksulluğu.Yaşamını sürdürebilmek için çalışmak mecburiyetiyle okulu bırakıp ailesine destek olan bir sürü çocuk… Çocuk işçiliği sebebiyle yaşam hakkı elinden alınan bir sürü çocuk…

Peki sosyal medya paylaşımlarımız kime ulaşıyor? Kime ulaşmasını istiyoruz? Kime ulaşması bir fark yaratmamıza katkı sunar? Sosyal medyayı bir açıdan komik kedi videoları izlediğimiz, gündemden kaçış için kullandığımız bir eğlence alanı olarak, bir açıdan da gerçek bir mücadele alanı olarak görüyorum ve bu çok yönlü yapı aslında daha çok insana erişmemizi sağlıyor. Kolektif olarak yürütülen, #hashtag içeren kampanyaların gerekli mecralara ve kişilere daha rahat ulaşabildiği görülüyor. Bu sebeple ben de kendi mücadele alanımda, çocuk hakları bağlamında, nitelikli eğitime erişim ve okulda yemek hakkı gibi konularda paylaşımlar yapmayı anlamlı buluyorum. Çocuk yoksulluğu ve bu durumun yarattığı okula devam konusu hakkında verilerle ilerlemek ve bunların erişimim olan medya alanlarında görünürlüğünü devam ettirmek istiyorum.

Türkiye’de 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde zorunlu eğitimde olması gereken ama olmayan öğrenci sayısı ilkokul seviyesinde 77 bin 400, ortaokulda seviyesinde 93 bin 362 ortaöğretim seviyesinde ise 699 bin 863’tür. Okul dışında olan çocukların %8,89’u ilkokul, %10,72’si ortaokul, %80,39’u ise lise çağındadır.*

Eğitim-İş’in raporunda bahsedildiği gibi okula kayıt olması gereken yaşta okul dışında olan binlerce çocuk var ve bunun temel sebebi yoksulluk. Özellikle ortaokul ve lisede okulu bırakma oranlarının da artmasının temel sebebi çocukların beslenme ve barınma gibi temel haklara erişebilmek için çalışmak zorunda kalması… Veli-Der’in sosyal medya üzerinden başlattığı “Ücretsiz Okul Yemeği Hemen Şimdi” kampanyası* bir hak çağrısı olarak ana akım medyada pek yer bulmasa da diğer mecralarda karşımıza sıkça çıkıyor. Bu kampanya, sosyal medya aracılığıyla binlerce insana ulaştı. Kampanyanın temel çağrısı ise Türkiye’nin Uluslararası Okul Yemekleri Koalisyonuna katılımı ve koalisyonun getirdiği gerekliliklere uyması, böylece derin yoksulluktan kaynaklanan adaletsizliği bir nebze de olsa azaltarak her çocuğun okulda bir öğün yemeğe ve temiz suya erişiminin sağlanması. Veli-Der’in belirttiği gibi, Dünya’da 466 milyon çocuk her gün okulda ücretsiz yemeğe erişiyor. Türkiye’de ise her dört çocuktan birinin yoksul,her beş çocuktan birinin açlık riskiyle karşı karşıya olduğu bir ortamda okulda bir öğün yemek çocukların okula kayıt ve devam oranını artırabilecek ve sosyal adalete katkı sunabilecek bir uygulama sağlayabilir.

“Ücretsiz Okul Yemeği Hemen Şimdi” kampanyası sosyal medya üzerinden başlatılmış, STK’ların ve veli gruplarının desteğini almış, hala devam etmekte olan bir örnek. Bu kampanya örneğinde olduğu gibi, bir konuyu görünür kılmanın değişime yol açabileceği birçok örnek daha var. Yukarıda da belirttiğim gibi, değişim hedefine her zaman ulaşmak mümkün olmuyor, ancak bazı durumlarda değişimi sağlayamamak gündemde tutmayı önemli bulduğumuz konulardan bahsetmenin anlamsız olduğunu göstermiyor elbette. Toplumsal dönüşüm için hayati olan ve sosyal adaleti sağlamaya dair anlamı olan konularda sesimizi duyurmak, hakkımızı talep etmek, başkalarının hakkı için ses çıkarmak, dönüşüm istemek, nasıl bir dönüşüme ihtiyaç olduğuna dair maddeler sıralamak, bunun nasıl uygulamaya geçebileceğine dair birlikte düşünmek ve öneriler sunmak sosyal mecralarda sürdürebileceğimiz kolektif bir mücadele.

Sosyal medyada sesimizi duyurmanın, önemli konuları gündemde tutmanın gücünün ne yöne doğru kullanılacağı hem adil yargı sistemine ihtiyaç duyar hem de hak temelli bir yaklaşıma. Bu ikisi herhangi bir topluluğun bir arada uzun süreli var olabilmesinin vazgeçilemeyecek iki temel taşı. Konuların ya da mücadele alanının dijitalleşmesi onu basite indirgemez, aksine dünyanın tüm dijital dönüşümü içerisinde insani ve hayati olan gündemleri de bu dönüşümün bir parçası olarak tutmayı, görülmesine çabalamayı anlamlı buluyorum. Bunun örneklerini gördükçe de bu mecralarda bizler için hala kolektif bir mücadele alanı ve umut olduğunu düşünüyorum. Görülüyoruz, öyleyse varız.

*Eğitim-İş, 2024-2025 Milli Eğitim İstatistiklerinin Değerlendirilmesi (Örgün Eğitim) Raporu

* https://www.yeniankara.com.tr/ekonomi/dunyada-466-milyon-cocuk-ucretsiz-yararlaniyor-turkiyenin-neyi-eksik-135955

↑
Close